Gaziantep'te gezilecek tarihi ve turistik yerler

Gaziantep Müzesi

Gaziantep'te ilk müze 1944 yılında hizmete girdi. Daha sonra, Nuri Mehmet Paşa Camii'ne, 1969 yılında ise bugünkü Arkeoloji Müzesi'ne taşındı. 2005'de Zeugma'da bulunan mozaik ve ferskleri teşhir etmek amacıyla hemen bitişiğinde yeni bir bina daha hizmete girdi. Bir galeri ile geçilen eski binada ise tarih öncesi çağlardan başlayıp İslam dönemine kadarki döneme ait eserler sergilenmektedir.

Zeugma Mozaik Müzesi

Zeugma Mozaik Müzesi, 9 Eylül 2011 tarihinde Gaziantep'te açılan ve 1700 metrekarelik mozaik ile dünyanın ikinci büyük mozaik müzesi olma özelliğini taşıyan müzedir. Yaklaşık 3 yıl boyunca "dünyanın en büyük mozaik müzesi" unvanını taşıyan müze, bu unvanını, 28 Aralık 2014 tarihinde açılan Hatay Arkeoloji Müzesi'ne devretmiştir. Müze, ziyarete açık olduğu ilk bir gün boyunca 3000'in üzerinde ziyaretçi ağırlamıştır.

Gerek mimarisi, gerekse teknolojik açıdan dünyanın önde gelen bir müzesidir. İki bin yıllık mozaiklerin yıllar içinde define avcılarının talanıyla eksilen parçaları, lazer sistemiyle görüntü olarak tamamlanmaktadır. Zeugma’daki mozaikler on üç renk armonisinden oluşmaktadır. Üç blok olarak inşa edilen Zeugma Mozaik Müzesi, mozaik ve arkeoloji müzeleriyle sergi ve konferans salonu olarak hizmet verecek. Müzede Zeugma'dan gelen mozaikler sergilenilir. Ayrıca Dünyaca ünlü "Çingene Kızı" mozaiği burada sergilenmektedir.

Hasan Süzer Etnografya Müzesi

Müze binası, 19. yüzyılın başlarında inşa edilmiş, kesme taş duvarları ve kiremitli kırma çatısı olan geleneksel bir Gaziantep evidir. 1985'de restorasyonu tamamlandıktan sonra "Hasan Süzer Etnografya Müzesi" olarak kullanılmak şartıyla Kültür ve Turizm Bakanlığına bağışlandı. Gaziantep Müzesinde bulunan etnografya bölümü bu binaya taşındı ve konak-müze olarak düzenlendi.

Dülük Büyük Mağara ve Çevresi

Anadolu'daki en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Çevrede yapılan araştırmalarda Eski Taş Çağı insanlarının yaptığı çakmaktaşı aletler saptanmıştır. Bölgedeki kaliteli çakmak taşını işlemek için köy çevresindeki tepeler ve büyük mağara işlik olarak kullanılmıştır. Burada bulunan yontma taş aletler ve artıkları Dolikien (Dülük tipi) adıyla anılır.

Dülük

Gaziantep'in 11 km. kuzeyindeki Dülük Köyü ve çevresi, insanlık tarihinin belli başlı tüm evlerine tanıklık etmiş, bunların izlerini günümüze ulaştırmıştır. 30-40 bin yıl önce yaşamış insanların kullandığı taş aletler, Miras yeraltı tapınağı, görkemli kaya mezarları, devası boyutta kaya bloklarının çıkarıldığı taş ocaklarıyla adeta bir açık hava müzesi gibidir.

Dülük Mithras (Mitras) Tapınağı

Anadolu’da bulunan ilk mitras yeraltı tapınağıdır. Bu tapınak iki salonludur ve tapınağın mihrabı konumundaki merkezi nişte Tauroktoni adı verilen boğa öldürme sahnesi kabartma halinde işlenmiştir. Mitras bir boğayı öldürürken resmedilmiştir ve etrafında gezegenleri simgeleyen yıldızlar, takımyıldızları simgeleyen akrep, yılan, köpek gibi figürler vardır. I. yüzyılda Tarsus'tan yayılmaya başlayan Mitras kültü, III. yüzyılda İskoçya ve Büyük Sahra'ya kadar ulaşmıştır.

Mitras ayinlerinde kurban edilen boğanın kanı içilir, hem de bu kanla yıkanılırdı. Böylece yok olan bir çağı simgeleyen boğanın temsil ettiği tanrının gücüne ve ölümsüzlüğüne kavuşulacağına inanılırdı.

Dolikhe (Doliche) Antik kenti

Hititlerden beri kutsal şehir konumunda olan Dolikhe, Bizans döneminde başpiskoposluğun 7. yüzyılda Zeugma'ya taşınmasıyla birlikte dinî merkez konumunu kaybetmiştir. Bu tarihten itibaren Gaziantep Kalesi çevresinde kurulan yeni bir şehir olan Ayıntap, Dülük kentinin yerini almaya başlamış ve sonunda Ayıntap'a bağlı bir köy haline gelmiştir. Dülük kutsal alanı ise, evliya Dülükbaba'nın (Davut Ejder) türbesiyle kutsal alan kimliğini günümüze kadar taşımıştır.

Dülük Kaya Mezarı

Antik Dolikhe kentinin nekropolündeki oda mezarların en güzel örneklerinden biridir. Bir hol ve üç odadan oluşan mezar 3. yüzyıla aittir. Orta bölümdeki süslemelerden, aile ve grubun en önemli kişilerinin buralarda yer aldığı anlaşılır.

Dülük Mezarlığı

Dülük köy yerleşimindeki kayalık kesim, antik kentin nekropolüdür. Kayanın sonsuzluğu düşüncesiyle yer altına veya yüzey kayasına oyulan bir kaç odalı mezarlarındaki kemerli nişler gökyüzünü, yani ölümsüzlüğü temsil eder. Mezar odalarında mimari süslemeler ile dinsel semboller vardır. Nekropol, Hellenistik, Roma ve erken Bizans dönemlerinde M.Ö. 4. ve 6. yüzyıllar arasında kullanılmıştır.

Dülük Taş Ocakları

Taş ocaklarından önceleri Dolikhe antik kentinin önemli yapıları için taş alınmış daha sonraları Gaziantep şehrindeki kaleye ve diğer önemli binalara yapı taşı götürülmüştür. Bu ocaklar Osmanlı Dönemi'nin sonlarına kadarda kullanılmıştır. Derinleşen yüzeylerin üst kısımlarında ustalara ait işaretler ve dini sembolere de rastlanmaktadır.

Şeyh Fetullah Cami (Aşağı Şeyh Cami)

Halk arasında "Aşağı Şeyh Cami" olarak da adlandırılmaktadır. Gaziantep'teki en önemli külliyenin camisidir. Cami ile külliyenin diğer yapıları arasındaki ilişki günümüzde kopmuş durumdadır. Külliyede, zaviye, hamam ve medrese vardır. Vakviye tarihine göre 1563'de yapılmıştır. Ortada sekizgen taş ayağa oturan ve yelpaze şeklinde açılan tonozlarla, askı kemerlere bağlanan bir örtü sistemine sahiptir. Bir örtü sistemi Şeyh Fetullah Cami'nden başka şimdiye kadar hiçbir camide görülmemiştir. Eser özgün halini büyük ölçüde korur.

Ömeriye Cami

Caminin kitabesinde Halife Hz. Ömer zamanında yapıldığı 1210, 1785 ve 1850 yıllarına tarihlenen üç onarım geçirdiği yazılıdır. Gaziantep'teki en eski camilerdendir. Mihraba paralel iki nefli, dikdörtgen planlı, düzgün kesme taştan yapılmıştır. Kara taş ve kırmızı mermerden yapılan sivri görünümlü mihrabı dikkat çekicidir. Cami yapısının içinden yükselen minare, silindir gövdeli ve basıktır. Şerefesinin korkulukları taş işçiliğinin güzel örneklerini yansıtır.

Tahtani (Tahtalı) Cami

Ahşap olması nedeniyle halk tarafından Tahtalı Cami olarak da adlandırılmaktadır. Kırmızı mermerden, yarım daire biçimindeki mihrap oldukça ilginçtir. Gaziantep Kalesi’nin yanında Şekeroğlu Mahallesi Uzun Çarşı Caddesi üzerindedir. Caminin yaptıranı ve yapıldığı tarih hakkında kesin bilgilere rastlanmamıştır. Ancak Miladi 1557 tarihli bir belgede adından söz edilmektedir. 1557 tarihinde yapıldığı sanılmaktadır. M.1563 yılında Maraş Valisi Osman Paşa tarafından tamir ettirildiği anlaşılmaktadır.

Nuri Mehmet Paşa Camii

Caminin kurucusu peygamber soyundan Hacı Osman oğlu Şeyh Ramazan efendidir. Yapı, cami ve kastelden oluşan bir külliyedir. 1672 yılında inşa edilen cami, bitişiğindeki medreseyi yaptıran Ahmet Çelebi'nin adıyla anılmaktadır. Camide ahşap işçiliğini çok iyi yansıtan örnekler ve kadınlara ait bir bölüm vardır.

Alaüddevle (Ali Dola) Camisi

Halk arasında Ali Dola Cami adıyla da bilinir. 1479-1515 tarihleri arasında DulKadiroğulları'ndan Alaüddevle Bozkurt Bey zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Sadece minaresi orijinal olarak günümüze ulaşabilen cami, 1901 yılında giriş yüzü siyah ve beyaz taşlardan tek kubbeli olarak tümüyle yeniden yapılmıştır.

Tekke Cami

Resmi kayıtlarda adı Mevlevihane Cami olarak geçer. Hücreler, semahane, yönetim ve Mevlevi dervişlerinin oturma odaları, tuvaletler, havuzlar, küçük ve kısa minareden oluşan eserler topluluğudur. 1638 yılında Mustafa Ağa adına bir Türkmen Ağası tarafından yapılmıştır. 1901-1903 yıllarında çıkan büyük yangınlarla gelir getiren yapıları tamamıyla yanmıştır. Zamanın Mevlevi şeyhi ve vakfın mütevellisi olan Şeyh Mehmet Münip Efendi tarafından yanan yerler yeniden yaptırılmıştır. Caminin minaresi, altından geçen yol nedeniyle dikkat çekicidir. Vakıflar Müdürlüğü tarafından onarılıp Mevlevi Müzesi haline getirilmiştir.

Eyüpoğlu Cami

Eyüboğlu Ahmet adlı bir bilim adamının yardımıyla 14. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Düzgün kesme taştan yapılmış olan cami günümüzde boyanmış olduğundan, özgünlüğünü yitirmiştir. 1947 tarihinde büyük bir onarım geçirmiştir.

Ali Nacar Camii

Yapım tarihine dair bir kitabe yoktur. İlk önemli onarımına ait kitabede 1816 tarihi görülmektedir. Ali adında bir marangoz tarafından yaptırıldığı bilinir. Müezzin mahfiline çıkan merdiven üzerinde 1213 Hicri tarihi yazar. Gaziantep'in en büyük camilerindendir. Mihraba paralel iki nefli dikdörtgen planlıdır.

Ömer Şeyh Cami

Ömer Şeyh tarafından bugünkü merkez Yazıcık mevkiinde Turna sokağın köşesinde inşa edilmiştir. Kesin olarak ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte H.967 (M.1559) yılı Şeri Mahkeme sicili kayıtlarına göre bu tarihten önce en azından mescit olarak yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Vakfiyesine göre 1698'de Aparoğlu Hacı Mehmet tarafından cami olarak büyütülmüştür.

Ahmet Çelebi Cami

Gaziantep Ulucanlar Caddesinde bulunan Ahmet Çelebi Camisi’ni, kitabesinden öğrenildiğine göre Hacı Osman oğlu Şeyh Ramazan Efendi 1672 yılında yaptırmıştır. Caminin yanına Ahmet Çelebi sonraki yıllarda bir de medrese eklemiştir. Camiye Ahmet Çelebi isminin verilmesi yanındaki medrese yapılırken caminin de onarım görmesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim caminin mihrap üzerindeki yazıtında da Hacı Osman oğlu Şeyh Ramazan Efendi’nin 1672’de bu camiyi yaptırdığı yazılıdır.

Kendirli Kilisesi

Kilisenin ilk yapımı 1860 yılıdır. Gaziantepli Katolik Ermenilerin kilisenin inşasında maddi yönden zorlandıklarından Fransa Kralı III. Napolyon’dan, Fransız misyonerlerinden ve Katolik camiasından maddi destek alınarak yapılmıştır. Daha sonra kullanılmaz hale gelen kilisenin yeniden yapılması için geniş kapsamlı yardım kampanyası düzenlenmiştir. Eski kilise yıkılarak yerine 1898 yılında şimdiki kilisenin inşasına başlanmış, yapımı iki yıl sürmüş ve 1900 yılında büyük bir törenle açılışı yapılmıştır. Kilisenin planı Roma’daki Saint Fransua Kilisesi’nden örnek alınmıştır. Kilise planı Vatikan’dan Papalık Makamından gönderilmiştir. Kilise geniş bir bahçe içerisinde siyah kesme taştan temel üzerine, beyaz kesme taştan yapılmıştır. Dikdörtgen planlı ve kırma çatılıdır. Üç basamakla giriş kapısına ulaşılmaktadır. Kilisenin tabanı kırmızı ve beyaz taşlarla satranç tahtası şeklinde döşenmiştir. İç kısmı dört ayak üzerine çapraz tonozludur. Günümüzde kilisenin ana mekânı betonarme duvarla ikiye bölünmüştür. Apsis kısmı tamirat görerek sahne şekline dönüştürülmüştür. Apsisin karşısındaki kapatılan ana giriş kapısının bulunduğu cepheye balkon eklenmiştir.

Fevkani (Veftane) Kilisesi

Nizip ilçesi şehir merkezinde, Şıhlar Mahallesi’nde bulunmaktadır. Ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmeyen kilisenin Bizanslılar döneminde yapıldığı zannedilmektedir. Geçmişte depo ve bir müddet han olarak kullanılan kilise günümüzde herhangi bir fonksiyonu olmadan boş olarak durmaktadır.

Araban Kalesi

Yüksek ve üzeri oldukça düz olan tarih öncesi bir höyük üzerindedir. Kalenin gözle görünen kalıntıların hemen hepsi orta çağda yapılmış kale-şehirden kalanlardır. Araban, 11-12. yüzyıllarda Urfa Haçlı Konukluğu'na bağlı, o dönemde önemli bir merkez konumundaydı. Günümüzde eski önemini yitirmiş, küçük bir ilçe merkezi halindedir. Ortaçağ kalesinin planı ve detayları tam olarak bilinmez. Tepe üzerinde blok taşlarla inşa edilmiş, cami olarak kullanılmış büyük bir yapı vardır.

Şire (Belediye) Hanı

Hanın üç cephesinde yer alan kitabelerden yapı hakkında bilgi edinmek mümkündür. Mimarı Kirkos olarak belirtilmiştir. Klasik Osmanlı han mimarisinin birçok özelliğini taşıyan eser, dikdörtgen planlıdır. Düzgün kesme taşla inşa edilmiştir ve kırma çatı kiremitle örtülüdür. Diğer hanlardan ayıran özelliği üç cephesinde anıtsal taç kapıların yer almasıdır. Yakın zamanlarda restore edilmiştir.

Kürkçü Hanı

Kitabesinde 1890 yılında inşa edildiği yazar. Sonradan yapılan tamiratlarla günümüze sağlam olarak gelmiştir. Osmanlı han mimarisi içinde tek avlulu, iki katlı hanlar grubuna girer. Zemin katta dükkân, depo ve ahırlar, üst katta yolcuların konaklaması için yapılmış odalar bulunur. Avlu geçidinin doğu-batı yönünde uzanan sivri beşik tonozunun orta kısmında, hafif kabartma olarak yapılmış altı kollu yıldız motifi vardır.

ADRES: Şahinbey, Boyacı Mahallesi

Eski Büyük Buğday Pazarı Hanı

19. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Tek katlı handır. Kuzey cephesinde yola açılan bölümü dükkânlara ayrılmıştır. Beyaz kesme taş kullanılmıştır. İç avluda 11 adet oda vardır. Eyvanla geçilen bölümde bir ahır vardır. Farklı zamanlarda çok sayıda eklemeler yapıldığı için özgürlüğünü kaybetmiştir.

ADRES: Şahinbey, Kozluca Mahallesi

Mecidiye (Nakıp) Hanı

Ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak 1756 tarihli kayıtlarda Nakıp Hanı olarak adı geçer. Osmanlı han mimarisi içinde tek avlulu, iki katlı hanlar grubuna girer. Yamuk planlı avlusu, zemin katta dört taraftan çeşitli boyut ve şekillilerdeki mekânlarla üst katta ise revakla kuşatılmıştır. Doğu batı cephelerinde avlu ile ilişkileri olmayan tek katlı dükkânlar ve hana girişi sağlayan cümle kapısı bulunur. ADRES: Şahinbey, Eski Saray Caddesi

Eski Maarif (Yemiş) Hanı

Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen hanın, 1900′lü yılların başlarında yapıldığı düşünülmektedir. Osmanlı han mimari tipolojisi içinde iki katlı, tek avlulu hanlar grubuna girmektedir. Klasik Osmanlı hanlarından ayrılan bazı yönleri vardır ki; mekânlar avluyu dört taraftan kuşatmayıp, sadece güney ve kuzeyden çevrelemektedir. Güney tarafta yer alan mekânlar tek katlı, kuzey taraftakiler ise iki katlı olarak inşa edilmiştir. Aynı şekilde plan tipi de diğer hanlarda görülmemektedir. Kuzey kanadının alt katındaki mekânlar avlu ile irtibatı bulunmayan ve caddeye açılan dükkanlardan ibarettir. Üst kat ise bir revakın arkasına yerleştirilen yolcu odaları şeklinde tanzim edilmiştir. Güney kanatta avluya açılan 15 mekân yer almaktadır. Hanın ahır kısmı her biri üç sıra halinde doğu batı istikametinde yedişer ayak üzerine oturtulan çapraz tonozlu otuz iki hacimden meydana gelmektedir. Yemiş (maarif) hanı, belediye hanının restorasyon programı dahilinde ele alınarak 2004 yılında restore edilmiştir.
ADRES: Şahinbey, Belediye Caddesi

1 ve 2 No'lu Kemikli Bedestenler

17. yüzyılın ikinci yarısında yapıldıkları düşünülmektedir. Bu iki bedesten yan yanadır. Her ikisi de kapalı çarşı plan tipi olarak düzenlenmiştir. İki taraflı dükkanlar vardır ve dükkanlar arasındaki geçiş bölümü beşik tonozla örtülüdür. Yapıların girişi karataş ve keymik taşı kullanılarak iki renkli yapılmıştır. Günümüzde de bedesten işlevini sürdürürler.
ADRES: Şahinbey, Şehitler Caddesi

Tabakhane köprüsü

Şahinbey, Bostancı Mahallesi 19. yüzyılda yaptığı düşünülmektedir. Alleben Deresi üzerine kurulmuştur. Yarım daire kemerli, kesme taştan yapılmıştır.

Hüseyin Paşa Hamamı

Şahinbey, İsmet Paşa Mahallesi üzerinde bulunan kitabeye göre 1727 tarihinde yapılmıştır. Hamamın soğukluğu kare planlı olup, üzeri aydınlatma feneri ve dairesel ışıkların bulunduğu kubbe ile örtülüdür. Günümüzde çarşı olarak kullanılmaktadır.

Tarihi İki Kapılı Hamam

1737 yılında inşa edilmiştir. Bütün bölümleri ile günümüze ulaşan hamam faaliyetini sürdürmektedir.

Tabak Hamamı

17.yüzyıldan önce yapıldığı anlaşılmaktadır. Günümüzde Özgün işlevine devam etmektedir.

Tarihi Şıh Hamamı

Şıh camisinin batısındadır. Bütün bölümleri ile günümüze ulaşmış ve çalışır durumdadır. ADRES: Şahinbey Kepenek Mahallesi

Şehitler Hamamı

Şahinbey, Ulucanlar Sokakta bulunur. 19. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Bütün bölümleri ile günümüze ulaşan hamam çalışır durumdadır.

Demirligane Çeşmesi

Mevcut mimarisi yakın zamanda yapılmıştır. Eski fotoğraflarda çeşmenin kesme taştan yapıldığı ve bir kitabesinin olduğu görülmektedir. Kitabesinde yapım tarihi 1592, onarım tarihi 1959 yazmaktadır. Dikey bandı iki sütunun taşıdığı iç içe beşik kemerli niş içinde musluk yeri yapılmış ve çeşme akar durumdadır. Yanlış onarımlar ve boyamalarla orijinal görüntüsünü kaybetmiş olmasına karşın yerini koruması bakımından önemli bir çeşmedir.

Nuri Bey Çeşmesi

Şahinbey, Şehitler caddesi 19.yüzyıl sonunda yapılmış olduğu sanılmaktadır. Kesme kalker taşından (keymik) yapılan çeşme sivri kemerlidir.

Hüseyin Paşa (Köseç Ahmet) Çeşmesi

1826'da yaptırılmıştır. 1872 yılında tümüyle Hüseyin Paşa Külliyesi'ne katılmıştır. Kesme kara taş ve kalker taşından, iki renkli olarak yapılmıştır. ADRES: Şahinbey, İsmet Paşa Mahallesi.

Hisar Anıt Mezarı

10-11 metre yüksekliğindeki anıt mezar, yapımı tekniği ve biçim olarak 2. ve 3. yüzyılları işaret eder. Düzgün kesilmiş taş bloklarından inşa edilmiştir ve mezar odası, kaide kısmı, sütunlu galeri ve piramidal çatı olmak üzere üç bölümden oluşur. Mezar odasının üzerinde yükselen dört köşede silmeli paye sütunlar, piramidal bir çatıyı taşır. Çatının ortasında korint düzeninde bir sütun başlığı vardır.
ADRES: Araban'ın Hisar Köyü'nde.

Elif Anıt Mezarı

2. ve 3. yüzyıllara tarihlenen mezar yapısı kesme taştan inşa edilmiştir. Kare bir kaidenin üstünde yükselen kemerler tonuzlu bir çatıyı taşımaktadır. Gövdesinin üç tarafı kemerlidir. Korint tipli sütun başlıkları üzerinde yarım daire biçimli kemerler vardır. Kaide kısmından küçük bir kapıyla girilen odanın, asıl mezar odası olduğu tahmin edilir. ADRES: Araban'ın Elif Köyü'nde .

Hasanoğlu Anıt Mezarı

2. ve 3. yüzyıllara tarihlenen mezar yapısı, kare planlı bir kaide üzerine kesme taştan inşa edilmiştir. Kuzey ve doğu cephelerindeki duvarların tamamı, kaidenin ise yarıya kadar olan kısmı yıkılmıştır. ADRES:Araban'ın Hasanoğlu Köyü'nde.

Tahmis Kahvesi

1635 tarihli vakfiyesi ve Mevlevihane'nin semahane kapısının üzerindeki 1638 tarihli Farsça kitabesinden, Ayıntap Sancak Beyi Türkmen Mustafa Ağabin Yusuf tarafından yaptırıldığı anlaşılır. 1901-1903 yılları arasında çıkan yangında, bütün binalar yanınca Feyzullahoğlu Şeyh Mehmet Muhip Efendi tarafından onarılmıştır.

Tahmis "kahve dövülen yer" anlamına gelir. Tahmis Kahvesi uzun yıllar "Lokuslu kahvehane", "Tömbekici Kahvehanesi" olarak da anıldı. Cumhuriyetin ilan edildiği yıllarda, Halkevi'nden sonra bilinen en büyük salon olması nedeniyle, toplantı salonu olarak kullanıldı.

Kavaklık Kasrı (Kır Kahvesi)

Yaklaşık bir asırdan fazla bir süredir Gazianteplilere hizmet veren ve Kavaklığın simgesi haline gelen Kavaklık Kasrı, İsmail Fevzi Paşa tarafından 1897-1899 yılları arasında yaptırılmıştır. Ermeni bir usta tarafından inşa edilen taş bina çeşitli değişikliklere uğrayarak ve değişik hizmetler vererek günümüze kadar ayakta kalmıştır. Bugün piknik alanı ve yerel olarak hizmet vermektedir.

Burç Ormanları Gezi ve Mesire Alanı

350 hektarlık çam ormanı ile kaplı Burç Ormanları Gazianteplilerin dinlenme, eğlenme, spor yapma, piknik yapma ihtiyaçlarını gidermek amacıyla gittikleri bir yerdir. Kentten kolaylıkla ulaşabildiği için piknik alanı olarak da kullanılmaktadır.

Doğayı Koruma Alanı ve Hayvanat Bahçesi

Burç Ormanları'nda, Gaziantep Hayvanat Bahçesi çalışmalarına 1998 yılında başlamış, 2002 yılında tamamlanmıştır. Şu anda Türkiye'nin en geniş alana sahip hayvanat bahçesidir. Toplamda 250 tür ve 4000 adet hayvanı barındırır.

Rumkale

Kasaba Köyü yakınında eski bir kaledir. Birecik Barajı nedeniyle bir yarımada haline gelen kaleye kasaba köyünden ve Halfeti'den teknelerle ulaşılabilir. Merzimen Çayı'nın Fırat Nehri'ne döküldüğü yerde, yüksek ve dik kayalar üzerinde kurulmuştur. Stratejik konumu nedeniyle Asurlular döneminden itibaren yerleşildiği sanılmaktadır. Önceleri Hromglia olan adı, Ermeniler tarafından Hromklay, Süryaniler tarafından Kala Rhomata ismiyle anılmış,

12.yüzyıl sonunda Memlukların eline geçtiğinde Kal-at el müslimin adı verilmiştir. Mercidabık Savaşı'ndan sonra Osmanlıların egemenliğine giren Rumkale, Halep eyaletinin Birecik Sancağına bağlı bir kaza haline getirilmiştir. Havarilerden Johannes'in burada İncil'in müsveddelerini kopya ettiği rivayet edilir.

Dülükbaba Ormanları Gezi ve Mesire Alanı

Gaziantep'in kuzey ve kuzeybatısını çevreleyen 40 kilometrekarelik alanı ile Türkiye'nin en büyük koruluklarından biridir. Dülükbaba Ormanları mesire alanı, karaçam ve sedir ağaçları ile kaplıdır. Günümüzde piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Dülük Kaya Mezarları da buradadır.

Advertorial